9 Ocak 2012 Pazartesi

Okul Öncesinde Okul Seçiminde Dikkat Edilecek Noktalar

Yuva ve Anaokullar
Anne ve babalar için okul seçimi esasında çocuklarının okulöncesi yaşlarında başlar. Çocuğunuz 0-3 yaş arasıysa onu bir yuvaya (kreşe), 3-6 yaş arasıysa anaokuluna göndermeyi düşünebilirsiniz. Pek çok anne ve baba –özellikle de çalışıyorlarsa- bu konuda pek de seçim yapma şansına sahip değil. Çalışan anne ve babaların pek çoğu çocuklarını iyi bakım almaları için bu tür kurumlardan birine gönderirler. Bu kimi zaman oldukça pahalıya mal olabiliyor. Bazı devlet kurumları ve büyük şirketler çalışanlarının çocuklarını bırakabileceği yuvalara sahip ya da çalışanlarına çocuklarını yuvaya yollayabilmeleri için maddi destek sağlıyorlar. Ne var ki, bu tür olanaklara sahip iş yerleri sayılı. O nedenle de ülkemizde çalışan anne ve babaların büyük bir bölümü çocuklarını özel yuvalara göndermek durumunda kalır. Çocuk yuvalarının sunduğu hizmetlere ve çocuklara sağladıklara olanaklara bağlı olarak aylık ücretleri oldukça değişken.
Okulöncesi eğitim olanakları hakkında daha fazla bilgi için sağ yan sütundaki kısa bilgileri ve web sitelerini inceleyin.
Anasınıflar
Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilköğretim kurumları, 5-6 yaş arası çocukların birinci sınıfa başlamadan önce devam ettiği anasınıflara sahip, ancak bu sınıflar zorunluluk teşkil etmiyor. Çocuğunuzu bir ilköğretim okuluna yazdırmadan önce okulun sağladığı olanakları, eğitim kalitesini ve başarını araştırın. Gerekirse okul konusunu çocuklu komşularınıza ya da sizinle aynı bölgede yaşayan yakınlarınıza danışın. Okul araştırması yaparken, yalnızca en yakınınızdaki okulları değil, yakın civardaki başka okulları da araştırın. Bu okulların hangi koşullarda öğrenci kabul ettiklerini öğrenin. Gerekirse çocuğunuzu zaman kaybetmeden, kayıtlar başlar başlamaz okula kaydettirin.

ÇOCUKLAR NEDEN VE NERELERDE ÇALIŞIYOR?

Türk-İş'in raporunda, çocuk işçiliğine ilişkin çarpıcı tespit ve önerilerde bulunuluyor. Raporda, çocukların çalışmaları olgusuna yaklaşırken, ülkenin sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel durumunu ortaya koymak, konuyu çeşitli boyutlarıyla incelemek gerektiği vurgulanıyor. İşte rapordan notlar:

"Türkiye genelinde 6-14 yaş grubunda ekonomik işlerde istihdam edilen çocukların yüzde 68'i hanehalkının ihtiyaçlarına katkıda bulunmak için, yüzde 21'i ailesi istediği için, yüzde 6'sı iş öğrenmek, meslek sahibi olmak için, yüzde 4'ü kendi ihtiyaçlarını karşılamak için, yüzde 1'i ise diğer nedenlerle çalışıyor. Kentsel alanda çocukların yüzde 56'sı hanehalkı ihtiyaçlarına katkıda bulunmak, yüzde 18'i iş öğrenmek, meslek sahibi olmak için çalışma hayatına katılıyor. 6-14 yaş grubundaki çocukların yüzde 27'si okula ilgi duymaması, öğretmenleriyle iyi geçinememesi, yüzde 15'i okul masraflarının çok yüksek olması, yüzde 14'ü ailesinin ekonomik faaliyetine yardımcı olmak ve ücretli çalışmak zorunda olması, yüzde 11'i ailesinin izin vermemesi, yüzde 9'u ev işlerinde ailesine yardımcı olmak ve küçük kardeşlerine bakmak zorunda olması, yüzde 4'ü uygun okulun olmaması nedeniyle ve yüzde 20'si ise diğer nedenlerle okula gitmiyor veya okulu yarıda bırakıyor.

 Çalışan çocukların genel olarak, çeşitli gerekçelerle formel eğitim sistemi dışına itilmiş olan çocuklardan oluştuğu bilinmektedir. Ancak bu itilmenin tek nedeni, 'yoksulluk' değildir. Bunun yanında, çocukların arasında çeşitli nedenlerle eğitim kurumlarına karşı güvensizlik ve isteksizliğin olduğu da gözlenmektedir. Genellikle ilk bakışta, 'okulda başarısızlık" olarak da algılanan bazı durumlarda; sonuna kadar okunmayınca, eğitim sisteminin hüner kazandırmaması; formel eğitim sisteminin iş piyasasının isteklerine uygun olmayışı; okumuş gençler arasında işsizliğin yüksek ya da yaşam düzeyindeki düedn çözümü yönündeşüklüğün algılanması; eğitim kurumlarının çocuklar tarafından 'sevimsiz' bulunması gibi birçok etken de söz konusu olabilmektedir.

 Kente göç, kültürel farklılaşma, ailelerin öğrenim düzeyi gibi nedenlerle, başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir, Adana, Bursa gibi büyük kentlerde çocukların bir bölümü tam gün ve sürekli olarak, bir bölümü okul dışı zamanlarda küçük sanayide ve sokaklarda çalışmaktadırlar. Büyük kentlerde günün büyük bir bölümünü sokakta geçiren ya da sokakta çalışan çocukların sayısı da artmaktadır. Öte yandan, işverenlerin çeşitli nedenlerle çocuk işgücünü tercih etmeleri, çocukların çalıştırılmasında önemli bir etkendir. Çocukların ucuz işgücünü oluşturması, çocukların bazı işler için uygun olması, çocukların haklarını arayamaması, işverenlerin çocuk işgücünü tercih etme nedenleri olarak sıralanabilmektedir. Çocuğun çalışması, aile için 'gelir', çocuğu çalıştıran için 'ucuz emek' anlamına gelmekte; çalışan çocuk için ise, 'para kazanma' olgusu, büyüme, yetişkin olma olarak algılanmaktadır".

Anne Sütünün Faydaları

Anne Sütünün Faydaları

Anne sütünün yararları saymakla bitmez. Bebeğinizin bağışıklık sistemi gelişene kadar anne sütünde gerekli olan, onu hastalıklara karşı koruyan savunucu maddeler vardır. Ayrıca bazı alerjilere karşı da koruyucudur. Anne sütü bebekle anne arasındaki duygusal bağı arttırır ve bebeğin güvende hissetmesini sağlayacak tek yoldur. Bebeklerin en sık yakalandığı enfeksiyon hastalıkları daha az görülür. Bebeğin fiziksel ve zihinsel gelişimini en iyi şekilde sağlar. Her zaman hijyenik ve pratiktir. Bağışıklık sistemi yeterince gelişmemiş prematüre bebekler, anne sütünden özellikle çok yarar görürler.
Anne sütünün diğer faydaları;
  • Anne sütü bebeğiniz için özel bir bileşime sahiptir.
  • Sindirimi daha kolay besin maddesidir.
  • Beyin gelişimine katkıda bulunur ve zeka düzeyini arttırır.
  • Anne sütünün sıcaklığı her zaman vücut sıcaklığında olup istenilen derecededir.
  • Daha az sodyum ve protein içerir.
  • Daha iyi kalsiyum emilimi sağlar.
  • Herzaman steril ve pratiktir.
  • Alerji riski daha düşüktür.
  • Kabızlık ya da ishal problemi yaratmaz.
  • Bebekler daha sağlıklı olur.
  • Obozite olma olasılığı düşüktür.
  • Daha ekonomiktir.
  • Bebeğin ağırlık artışıyla anne sütünün yeterli olup olmadığı anlaşılır.

Çocuk Hakları Sözleşmesi

Madde 1Bu sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.
Madde 2
1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, anne babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.
2. Taraf Devletler, çocuğun anne-babasının, yasal vasilerinin veya ailesinin öteki üyelerinin durumları, faaliyetleri, açıklanan düşünceleri veya inançları nedeniyle her türlü ayırıma veya cezaya tabi tutulmasına karşı etkili biçimde korunması için gerekli tüm uygun önlemi alırlar
Madde 3
1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.
2. Taraf Devletler, çocuğun anne-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.
3. Taraf Devletler,çocukların bakımı ve korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik,sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.
Madde 4
Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar.
Madde 5
Taraf Devletler, bu Sözleşmenin çocuğa tanıdığı haklar doğrultusunda çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda anne-babanın, yerel gelenekler ön görüyorsa uzak aile veya topluluk üyelerinin, yasal vasilerinin veya çocuktan hukuken sorumlu kişilerin sorumluluklarına, haklarına ve ödevlerine saygı gösterirler.
Madde 6
1. Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.
2. Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.
Madde 7
1. Çocuk doğumdan hemen sonra derhal nüfus kütüğüne kaydedilecek ve doğumdan itibaren bir isim hakkına, bir vatandaşlık kazanma hakkına ve mümkün olduğu ölçüde anne-babasını bilme ve onlar tarafından bakılma hakkına sahip olacaktır.
2. Taraf Devletler, özellikle çocuğun tabiiyetsiz kalması söz konusu olduğunda kendi ulusal hukuklarına ve ilgili uluslararası belgeler çerçevesinde üstlendikleri yükümlülüklerine uygun olarak bu hakların işlerlik kazanmasını taahhüt ederler.
Madde 8
1. Taraf Devletler yasanın tanıdığı şekli ile çocuğun kimliğini; tabiiyeti, ismi ve aile bağları dahil, koruma hakkına saygı göstermeyi ve bu konuda yasa dışı müdahalelerde bulunmamayı taahhüt ederler.
2. Çocuğun kimliğinin unsurlarının bazılarından veya tümünden yasaya aykırı olarak yoksun bırakılması halinde, Taraf Devletler çocuğun kimliğine süratle yeniden kavuşturulması amacıyla gerekli yardım ve korumada bulunurlar
Madde 9
1. Yetkili makamlar uygulanabilir yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak, ayrılığın çocuğun yüksek yararına olduğu yolunda karar vermedikçe, Taraf Devletler, çocuğun; anne-babasından, onların rızası dışında ayrılmamasını güvence altına alırlar . Ancak, anne-babası tarafından çocuğun kötü muameleye maruz bırakılması yada ihmal edilmesi durumlarında yada anne ve babanın birbirinden ayrı yaşaması nedeniyle çocuğun ikametgahının belirlenmesi amacıyla karara varılması gerektiğinde, bu tür bir ayrılık kararı verilebilir.
2. Bu maddenin birinci fıkrası uyarınca girişilen her işlemde, ilgili bütün taraflara işleme katılma ve görüşlerini bildirme olanağı tanınır.
3. Taraf Devletler,anne-babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun,kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, anne-babasının ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler.
4. Böyle bir ayrılık,bir Taraf Devlet tarafından girişilen ve çocuğun kendisinin anne-babasının veya her ikisinin birden tutuklanmasını,hapsini,sürgün sınır dışı edilmesini veya ölümünü (ki buna devletin gözetimi altında iken nedeni ne olursa olsun meydana gelen ölüm dahildir) tevlit eden herhangi benzer bir işlem sonucu olmuşsa, bu Taraf Devlet, istek üzerine ve çocuğun esenliğine zarar vermemek koşulu ile; anne- babaya, çocuğa veya uygun olursa, ailenin bir başka üyesine, söz konusu aile bireyinin ya da bireylerinin bulunduğu yer hakkında gereken bilgi verecektir. Taraf Devletler, böyle bir istemin başlı başına sunulmasının ilgili kişi veya kişiler bakımından aleyhe hiç bir sonuç yaratmamasını ayrıca taahhüt ederler.
[değiştir]

Madde 10

1. 9 uncu Maddenin 1 inci fıkrası uyarınca Taraf Devletlere düşen sorumluluğa uygun olarak, çocuk veya anne-babası tarafından, ailenin birleşmesi amaçlarıyla yapılan bir Taraf Devlet girme ya da onu terk etme konusundaki her başvuru, Taraf Devletlerce olumlu, insani ve ivedi bir tutumla ele alınacak. Taraf Devletler, bu tür bir başvuru yapılmasının, başvuru sahipleri veya aile üyeleri aleyhine sonuçlar yaratmamasını taahhüt ederler.
2. Anne-babası, ayrı Devletlerde oturan bir çocuk olağanüstü durumlar hariç, hem anne hem de babası ile düzenli biçimde kişisel ilişkiler kurma ve doğrudan görüşme hakkına sahiptir. Bu nedenle ve 9 uncu maddenin 1. Fıkrasına göre Taraf Devletler çocuğun ve anne- babasının Taraf Devletlerin ülkeleri dahil herhangi bir ülkeyi terk etme ve kendi ülkelerine dönme hakkına saygı gösterirler. Herhangi bir ülkeyi terk etme hakkı, yalnızca yasada ön görüldüğü gibi ve ulusal güvenliğin, kamu düzenin, kamu sağlığı veya ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak amacı ile ve işbu sözleşme ile tanınan öteki haklarla bağdaştığı ölçüce kısıtlamalara konu olabilir.
Madde 11
1. Taraf Devletler, çocukların yasa dışı yollarla ülke dışına çıkarılıp geri döndürülmemesi halleriyle mücadele için önlemler alırlar.
2. Bu amaçla Taraf Devletler 2 yada çok taraflı anlaşmalar yapılmasını mevcut anlaşmalarla katılmayı teşvik ederler.
Madde 12
1. Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun, kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar.
2. Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adli veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci yada uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa, özellikle sağlanacaktır.
Madde 13
1. Çocuk, düşüncesini özgürce açıklama hakkına sahiptir;bu hak, ülke sınırları ile bağlı olmaksızın; yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla her türlü haber ve düşüncelerin araştırılması, elde edilmesi ve verilmesi özgürlüğünü içerir.
2. Bu hakkın kullanılması yalnızca;
a) Başkasının haklarına ve itibarına saygı,
b) Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu sağlığı ve ahlakın korunması nedenleriyle ve kanun tarafından öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yapılan sınırlamalara konu olabilir.
Madde 14
1. Taraf Devletler, çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlükleri hakkına saygı gösterirler.
2. Taraf Devletler, anne-babanın ve gerekiyorsa yasal vasilerin; çocuğun yeteneklerinin gelişmesiyle bağdaşır biçimde haklarının kullanılmasında çocuğa yol gösterme konusundaki hak ve ödevlerine, saygı gösterirler.
3. Bir kimsenin dinini ve inançlarını açıklama özgürlüğü kanunla öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yalnızca kamu güvenliği, düzeni, sağlık ya da ahlakı ya da başkalarının temel hakları ve özgürlüklerini korumak gibi amaçlarla sınırlandırılabilir.
Madde 15
1. Taraf Devletler, çocuğun dernek kurma ve barış içinde toplanma özgürlüklerine ilişkin haklarını kabul ederler.
2. Bu hakların kullanılması, ancak zorunlu kılınan ve demokratik bir toplumda gerekli olan ulusal güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni yararına olarak ya da kamu sağlığı ve ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla yapılan sınırlandırmalardan başkalarıyla kısıtlandırılamaz.
Madde 16
1. Hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldıramaz.
2. Çocuğun bu tür müdahale ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.
Madde 17
Taraf Devletler, kitle iletişim araçlarının önemini kabul ederek çocuğun; özellikle toplumsal,ruhsal ve ahlaki esenliği ile bedensel ve zihinsel sağlığını geliştirmeye yönelik çeşitli ulusal ve uluslararası kaynaklardan bilgi ve belge edinmesini sağlarlar. Bu amaçla Taraf Devletler:
a) Kitle iletişim araçlarını çocuk bakımından toplumsal ve kültürel yararı olan ve 29.cu maddenin ruhuna uygun bilgi ve belgeyi yaymak için teşvik ederler; b)Çeşitli kültürel, ulusal ve uluslararası kaynaklardan gelen bu türde bilgi ve belgelerin üretimi, değişimi ve yayımı amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik ederler.
c) Çocuk kitaplarının üretimini ve yayılmasını teşvik ederler; d) Kitle iletişim araçlarının azınlık grubu veya bir yerli ahaliye mensup çocukların dil gereksinimlerine özel önem göstermeleri konusunda teşvik ederler;
e) 13 ve18.ci maddelerde yer alan kurallar göz önünde tutularak çocuğun esenliğine zarar verebilecek bilgi ve belgelere karşı korunması için uygun yönlendirici ilkeler geliştirilmesini teşvik ederler;
Madde 18
1. Taraf Devletler,çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında anne-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce anne-babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak hareket ederler.
2. Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada anne-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.
3. Taraf Devletler, çalışan anne-babanın, çocuk bakım hizmet ve tesislerinden, çocuklarının da bu hizmet ve tesislerden yararlanma hakkını sağlamak için uygun olan her türlü önlemi alırlar.
Madde 19
1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler,çocuğun anne-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkar muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.
2. Bu tür koruyucu önlemler; burada tanımlanmış olan çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başkaca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir.
[değiştir]

Madde 20
1. Geçici ve sürekli olarak aile çevresinden yoksun kalan veya kendi yararına olarak bu ortamda bırakılması kabul edilmeyen her çocuk, Devletten özel koruma ve yardım görme hakkına sahip olacaktır.
2. Taraf Devletler bu durumdaki bir çocuk için kendi ulusal yasalarına göre, uygun olan bakımı sağlayacaklardır.
3. Bu tür bakım, başkaca benzerleri yanında, bakıcı aile yanına verme, İslam Hukukunda Kefalet ( Kafalah ), evlat edinme ya da gerekiyorsa çocuk bakımı amacı güden uygun kuruluşlara yerleştirmeyi de içerir. Çözümler düşünülürken, çocuğun yetiştirilmesinde sürekliliğin korunmasına ve çocuğun etnik, dinsel kültürel ve dil kimliğine gerek saygı gösterilecektir.
Madde 21
Evlat edinme sistemini kabul eden ve/veya buna izin veren Taraf Devletler, çocuğun en yüksek yararlarının temel düşünce olduğunu kabul edecek ve aşağıdaki ilkeleri gerçekleştirecektir:
a) Bir çocuğun evlat edinilmesine ancak yetkili makamlar karar verir. Bu makam uygulanabilir yasa ve usullere göre ve güvenilir tüm bilgilerin ışığında; çocuğun, anne-babası, yakınları ve yasal vasisine göre durumunu göz önüne alarak ve gereken durumlarda tüm ilgililerle yapılacak görüşme sonucu onların da evlat edinme konusundaki onaylarını alma zorunluluğuna uyarak, kararını verir.
b) Çocuğun kendi ülkesinde elverişli biçimde bakılması mümkün olmadığı veya evlat edinecek veya yanına yerleştirilecek aile bulunmadığı takdirde, ülkeler arası evlat edinmenin çocuk bakımından uygun bir çözüm olduğunu kabul ederler.
c) Başka bir ülkede evlat edinilmesi düşünülen çocuğun, kendi ülkesinde mevcut evlat edinme durumuyla eşdeğer olan güvence ve ölçülerden yararlanmasını sağlarlar.
d) Ülkeler arası evlat edinmede, yerleştirmenin ilgililer bakımından yasadışı para kazanma konusu olmaması için gereken bütün önlemleri alırlar.
e) Bu maddedeki amaçları, uygun olduğu ölçüde, ikili yada çok taraflı düzenleme veya anlaşmalarla teşvik ederler ve bu çerçevede, çocuğun başka bir ülkede yerleştirilmesinin yetkili makam veya organlar tarafından yürütülmesini güvenceye almak için çaba gösterirler.
Madde 22
1. Taraf Devletler, ister tek başına olsun isterse anne-babası veya herhangi bir başka kimse ile birlikte bulunsun, mülteci statüsü kazanmaya çalışan ya da uluslararası iç hukuk kural ve usulleri uyarınca mülteci sayılan bir çocuğun, bu Sözleşmede ve insan haklarına veya insani konulara ilişkin ve söz konusu Devletlerin taraf oldukları diğer Uluslararası sözleşmelerde tanınan ve bu duruma uygulanabilir nitelikte bulunan hakları kullanması amacıyla koruma ve insani yardımdan yararlanması için gerekli bütün önlemleri alırlar.
2.Bu nedenle, Taraf Devletler, uygun gördükleri ölçüde, Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve onunla işbirliği yapan hükümetler arası ve hükümet dışı yetkili başka kuruluşlarla bu durumda olan bir çocuğu korumak, ona yardım etmek, herhangi bir mülteci çocuğun ailesiyle yeniden bir araya gelebilmesi için anne-babası veya ailesinin başka üyeleri hakkında bilgi toplamak amacıyla işbirliğinde bulunurlar. Herhangi bir nedenle kendi aile çevresinden sürekli ya da geçici olarak ayrı düşmüş bir çocuğa bu sözleşmeye göre tanınan koruma, aynı esaslar içinde, anne-babası ya da ailesini başkaca üyelerinden hiç birisi bulunamayan çocuğa da tanınacaktır.
Madde 23
1. Taraf Devletler zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşamı etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler.
2. Taraf Devletler, özürlü çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakları yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve anne-babasının veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler.
3. Özürlü çocuğun özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2 inci fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun anne-babasını ya da çocuğa bakanların parasal ( mali) durumları göz önüne alınarak, olanaklara ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.
4. Taraf Devletler, uluslararası işbirliği ruhu içinde, özürlü çocukların koruyucu sıhhi bakımı, tıbbi, psikolojik ve işlevsel tedavileri alanlarına ilişkin gerekli bilgilerin alışverişi yanında, rehabilitasyon, eğitim ve mesleki eğitim hizmetlerine ilişkin yöntemlerin bilgilerini de içerecek şekilde ve Taraf Devletlerin bu alanlardaki güçlerini, anlayışlarını geliştirmek ve deneyimlerini zenginleştirmek amacıyla bilgi dağıtımını ve bu bilgiden yararlanmayı teşvik ederler. Bu bakımdan, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri, özellikle göz önüne alınır.
Madde 24
1. Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkında yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler.
2. Taraf Devletler, bu hakkın tam olarak uygulanmasını takip ederler ve özellikle:
a) Bebek ve çocuk ölüm oranlarının düşürülmesi;
b) Bütün çocuklara gerekli tıbbi yardımının ve tıbbi bakımın; temel sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine önem verilerek sağlanması;
c) Temel sağlık hizmetleri çerçevesinde ve başka olanakların yanı sıra, kolayca bulunabilen tekniklerin kullanılması ve besleyici yiyecekler ve temiz içme suyu sağlanması yoluyla ve çevre kirlenmesinin tehlike ve zararlarını göz önüne alarak, hastalık ve yetersiz beslenmeye karşı mücadele edilmesi;
d) Anneye doğum öncesi ve sonrası uygun bakımın sağlanması;
e) Bütün toplum kesimlerinin özellikle anne- babalar ve çocukların, çocuk sağlığı ve beslenmesi, anne sütü ile beslenmesinin yararları, toplum ve çevre sağlığı ve kazaların önlenmesi konusunda temel bilgileri elde etmeleri ve bu bilgileri kullanmalarına yardımcı olunması;
f) Koruyucu sağlık bakımlarının, anne- babaya rehberliğini aile planlaması eğitimi ve hizmetlerinin geliştirilmesi; amaçlarıyla uygun önlemleri alırlar.
3. Taraf Devletler, çocukların sağlığı için zararlı geleneksel uygulamalarının kaldırılması amacıyla uygun ve etkili her türlü önlemi alırlar.
4. Taraf Devletler, bu maddede tanınan hakkın tam olarak gerçekleştirilmesini tedricen sağlamak amacıyla uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi ve teşviki konusunda karşılıklı olarak söz verirler. Bu konuda gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle göz önünde tutulur.
Madde 25
Taraf Devletler, yetkili makamlarca korunma ve bakım altına alma, bedensel ya da ruhsal tedavi amaçlarıyla hakkında bir yerleştirme tedbiri uygulanan çocuğun gördüğü tedaviyi ve yerleştirilmesine bağlı diğer tüm şartları belli aralıklarla gözden geçirme hakkına sahip olduğunu kabul edildi

Saldırganlık ve Davranış Problemleri

.Evde, belli bir otoritenin olmayışı, otorite boşluğu yaratır. Çocuklar bu boşlukta bocalar ve hareketlerini ayarlayamazlar; dikkatleri dağılır, öğrenme problemleri yaşarlar ve akademik başarısızlık baş gösterir, yalan söyleme gözlenir. Eğer evde anne de olumlu bir tutum sergileyemiyorsa bu tutumlar devam eder ve artış gösterir.
Diğer bir davranış şekli de sinme.
Bu tip çocuklar ise içlerine kapanırlar. Sosyal hayata ve tanımadığı kişilere karşı oldukça mesafeli ve ürkektir, korkuları vardır. Eğer anne, yine babanın yokluğunu olumlu bir şekilde tolere edemezse bu sorunlar görülür ve devam eder. Güven eksikliği nedeniyle hayata dair bakış açıları olumsuzdur. Erkek çocuklarda belirgin, aşırı ve abartılı erkeksi davranışlar gözlenebildiği gibi, efemine (Kadınsı) davranışlar da görülebilir. Kız çocuklarda da hemen hemen aynı özellikler gözlenir. Aşırı erkeksi davranışlar veya yaşlarından büyük kadınsı davranışlar gösterebilirler. Ürkeklik, sebepsiz korkular, aile birlik ve bütünlüğünün yerinde olmamasının getirdiği karmaşa çocukları oldukça yıpratır. Oynayan taşların yerine yeniden oturmasını beklemek önemli bir süreçtir. Çocukların bunu tek başına yapmaları mümkün değildir. Mutlaka bir yetişkinin yardımı olmalıdır. Birçok durumda anne bu rolü üstlenir. Baba figürü bulunmayan evlerde anneye oldukça fazla görev düşmektedir.
Anne, babanın yokluğunda hangi görevlerle baş başa kalıyor?
• Anne çocuğa babanın neden evde olmadığını açık ve onun anlayabileceği bir şekilde açıklamalıdır.
• Evde, tutarlı ve sağlıklı bir disiplin ortamı sağlanmalıdır.
• Çocukla anlama ve dinleme üzerine bir ilişki kurulmalıdır.
• Eğer çocuğun babası vefat ettiyse, çocuğun baba hakkındaki soruları cevaplanmalı ve ona babası anlatılmalıdır.
• Ebeveynler boşanmışlarsa yine baba hakkında sorulan sorular cevaplanmalı, baba hakkında anne ne kadar olumsuz düşünürse düşünsün, çocuğa babanın olumlu yönleri anlatılmalıdır. Çocuk baba ile arada bir aracı gibi kullanılmamalıdır.
• Ailenin bir yakınından (Dayı, amca, ağabey vs.) özellikle erkek çocukla arada sırada birlikte olması istenmelidir. Bu kişinin olumlu bir imajının olmasına dikkat edilmelidir.
• Cinsel kimlik gelişimi önemli bir basamak olduğu için anne bu konuda da kendini eğitmelidir. Sorulan sorulara çocuğun yaşına uygun, doğru ve açık cevap verilmesi gerekir.
• Kız ya da erkek çocuk ayırt edilmeden evde mutlaka bir sorumluluk verilmelidir.
• Mümkün olduğunca sosyal, kendini ifade etmesine olanak veren, özgüven geliştirici faaliyetlere yönlendirilmelidir.
Unutulmamalıdır ki, çocuklar anne ve babalarının aynasıdır. Kendinizde olan hoşlanmadığınız huylarınızı ya da fark etmediğiniz her özelliğinizi çocuklarınız da görebilirsiniz.

Baba Ve Çocuk

Aile, toplumun en küçük birimidir ve anne-baba-çocuklardan oluşur. Bu tanımdaki baba ise ailenin temel direği; esas olarak evi geçindiren, ailesini kötülüklerden ve zorluklardan koruyan çok önemli bir  "KAHRAMAN"dır.

Bu kahraman uzun yıllar boyunca kız ve erkek çocukları için ayrı anlamlar ifade etmesine rağmen hep vazgeçilmez bir kişidir. Babanın varlığı evdekilere güven verir, çoğu zaman da biraz çekinmeyle karışık saygı görür. Geleneksel Türk aile yapısına baktığımızda baba; evde her şeye karışmayan, ağır, saygı duyulan, hatta korkulan, çocuklarıyla iletişimi yüz-göz olmak şeklinde algılayan, çocuklarıyla ilgili kararlarda ve olaylarda asla ön plana çıkmayan genelde anneyi aracı olarak kullanan bir figür olarak karşımıza çıkar. Bu geleneksel yapı, toplumdaki değişime paralel olarak bugün epey değişmiştir. Evde annenin de artık çalışması, babanın bu rolleri üzerinde oldukça değişim sağlamıştır. En azından artık babalar da çocuklarını dinlemekte, ihtiyaçları olduğunda çocuklarıyla birlikte olabilmekte, anlamaya çalışmaktadırlar.
Anne-baba-çocuk üçgeni hayati önem ifade ediyor

Çocuk ve Beslenme

Çocukken küçük yaşlardan itibaren sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılması, ileriki yaşlarda şişmanlık problemini ortadan kaldıracaktır. Çocuk sosyal davranışlarda olduğu gibi yeme davranışında da anne ve babayı örnek alır. Anne ve babanın yeme alışkanlıkları nasılsa çocuğun da yeme alışkanlığı aynı şekilde gerçekleşir. Bir başka deyimle kendi yeme alışkanlıklarınız ve yemek yeme davranışlarınızı çocuklarınızda görebilirsiniz, bu noktada çocuk sizin aynanız olur. Çocuğunuza düzgün yeme alışkanlıkları kazandırmak için sizin de evinizde düzgün, sağlıklı beslenmeniz çocuğunuza örnek davranış geliştirmeniz gerekmektedir.
 


Çocuğunuza düzgün beslenme alışkanlığı kazandırmak için;
 
- Evde sağlıklı yiyecekler bulundurun. Çikolata, gofret, kola, cips, kuruyemiş gibi sürekli atıştırma hissi uyandıran besinler bulundurmayın.

- Siz sağlıklı ve düzenli beslenerek çocuğunuza örnek davranışta bulunun. Evde kesinlikle, atıştırma bir şeyler yeme şeklinde bir davranış sergilemeyin.

- Çocuğunuza ana öğünlerde düzenli yemek yeme alışkanlığı kazandırın. Sofra kültürünün yerleşmesini sağlayın.

- Çocuğunuza en önemli öğününün kahvaltı öğünü olduğunu aşılayın ve kahvaltı öğününün en az akşam öğünü kadar uzun tutulmasına özen gösterin.

- Çocuğunuzun beslenme çantasına okulda yiyebileceği meyve gibi sağlıklı yiyecekler koyun.


Çocukların beslenme alışkanlıklarını düzenlemek ve gelişimini hızlandıracak bir beslenme programı vermek gerekmektedir. Bu beslenme programı yaşa göre farklılık gösterir.